#smrgKİTABEVİ Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlıklar : Mezopotamya -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786052931608
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199268712
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
208
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
262,50
Havale/EFT ile: 257,25
1199268712
656889
Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlıklar : Mezopotamya -
Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlıklar : Mezopotamya - #smrgKİTABEVİ
262.5
Sümerler, Akadlar, Asurlular, Babilliler, Medler ve daha sayısız nice halklar… Tapınaklarda, kentlerde, kabartmalarda, seramiklerde ve toprağın altından fışkıran arkaik zaman kalıntılarında yeniden hayat bulan bir eşsiz coğrafya! Kültürün, inancın, sanatın, mimarinin ve toplumsal yaşamın en eski, en büyülü hikâyeleriyle hâlâ capcanlı, hâlâ direngen, hâlâ sırlarla dolu o zarif kadim dünya! Fırat ve Dicle'nin hayat verdiği ilk şehirlerin, ilk dirilişlerin, ilk yıkımların uçsuz bucaksız toprakları; yeryüzünün atan kalbi o büyük Mezopotamya!

Krallar, ordular, saraylar bir yana; küllerin altından yeniden doğrulan halklar bir yana. Toprağını terk etmeyen; üzümden şarabını, buğdaydan hülyalarını, incirden zamanı büken ölümsüz aşklarını damıtan köylülerin; taşlara kendi yüzünü, çağlara kendi biçimini veren ilk insanların, ilk toplumların ana yurdu…

“Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlık” bize aslında bunları anlatıyor. Alışılmışın dışında büyütülüp dondurulmuş tarih, iktidarlar, savaşlar, kahramanlar, hanedanlar, devletler küçülüyor; gelenekler, ritüeller, ortak emek, mimari güzellik, insani dayanışma, kültürel süreklilik büyüyor ve zihnimizin tüm dokusunu kaplıyor. Bir başka hikâye anlatıyor bize Eylül İmuk. Sözü en doğru yerde genişleyip hacim kazanıyor. Bir şiirin dizeleri gibi ilerliyor; “Göbekli” ve “Kör” sandığımız “Tepeler”den başlayıp yeryüzünün en kadim kentleri, boyun eğmemiş en asi dağları dolanıp yeryüzünün en güzel yaşam biçiminin hüküm sürdüğü; ortak ve toplumsal direncin kök saldığı topraklara yenilenmiş olarak dönüyor. Yıkık dökük eski kalıntılar değil elimize tutuşturduğu, zamanı ve her şeyi anlamanın anahtarıdır bize sunduğu.

Sümerler, Akadlar, Asurlular, Babilliler, Medler ve daha sayısız nice halklar… Tapınaklarda, kentlerde, kabartmalarda, seramiklerde ve toprağın altından fışkıran arkaik zaman kalıntılarında yeniden hayat bulan bir eşsiz coğrafya! Kültürün, inancın, sanatın, mimarinin ve toplumsal yaşamın en eski, en büyülü hikâyeleriyle hâlâ capcanlı, hâlâ direngen, hâlâ sırlarla dolu o zarif kadim dünya! Fırat ve Dicle'nin hayat verdiği ilk şehirlerin, ilk dirilişlerin, ilk yıkımların uçsuz bucaksız toprakları; yeryüzünün atan kalbi o büyük Mezopotamya!

Krallar, ordular, saraylar bir yana; küllerin altından yeniden doğrulan halklar bir yana. Toprağını terk etmeyen; üzümden şarabını, buğdaydan hülyalarını, incirden zamanı büken ölümsüz aşklarını damıtan köylülerin; taşlara kendi yüzünü, çağlara kendi biçimini veren ilk insanların, ilk toplumların ana yurdu…

“Yıkıntılar Arasında Yükselen Uygarlık” bize aslında bunları anlatıyor. Alışılmışın dışında büyütülüp dondurulmuş tarih, iktidarlar, savaşlar, kahramanlar, hanedanlar, devletler küçülüyor; gelenekler, ritüeller, ortak emek, mimari güzellik, insani dayanışma, kültürel süreklilik büyüyor ve zihnimizin tüm dokusunu kaplıyor. Bir başka hikâye anlatıyor bize Eylül İmuk. Sözü en doğru yerde genişleyip hacim kazanıyor. Bir şiirin dizeleri gibi ilerliyor; “Göbekli” ve “Kör” sandığımız “Tepeler”den başlayıp yeryüzünün en kadim kentleri, boyun eğmemiş en asi dağları dolanıp yeryüzünün en güzel yaşam biçiminin hüküm sürdüğü; ortak ve toplumsal direncin kök saldığı topraklara yenilenmiş olarak dönüyor. Yıkık dökük eski kalıntılar değil elimize tutuşturduğu, zamanı ve her şeyi anlamanın anahtarıdır bize sunduğu.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat