#smrgKİTABEVİ Antik Yunan Tragedyalarında İktidar ve Tahakküm -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
176
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
248,00
Havale/EFT ile:
243,04
1199265020
652704
https://www.simurgkitabevi.com/antik-yunan-tragedyalarinda-iktidar-ve-tahakkum
Antik Yunan Tragedyalarında İktidar ve Tahakküm - #smrgKİTABEVİ
248
Antik Yunan Tragedyalarında İktidar ve Tahakküm adlı bu çalışma, iktidarın birey ve toplum üzerindeki tahakküm araçlarını, tiyatro sanatının en köklü biçimlerinden biri olan Antik Yunan Tragedyası üzerinden çok katmanlı bir şekilde çözümlemektedir. Kitap, siyasal iktidarın, varlığını sürdürmek ve meşrulaştırmak için yalnızca yasal düzenlemelerle yetinmediğini savunur. Otoritenin, geleneksel normlar, dinsel inanç sistemleri ve sanatsal araçlar aracılığıyla nasıl derin bir tahakküm ağı ördüğünü gözler önüne sermektedir. Aiskhylos'un Zincire Vurulmuş Prometheus'u, Sophokles'in Antigone'si ve Euripides'in Medeia'sı üzerinden yürütülen nitel içerik analizi, bu üç büyük metnin sadece mitolojik öyküler olmadığını aynı zamanda dönemin siyasal ideolojisinin, toplumsal kontrol aygıtlarının ve “makbul yurttaş” yaratma projesinin estetize edilmiş birer manifestosu olduğunu ortaya koymaktadır.
Çalışma, Aristoteles'in Poetika'sından hareketle tragedyaya içkin olan “trajik kahraman” ve “katharsis” kavramlarını, tahakküm ilişkileri bağlamında yeniden okumaktadır. Seyircinin, trajik kahramanla kurduğu empati, acıma ve sonrasında gelen korku duygusu, aslında iktidarın belirlediği sınırların dışına çıkıldığında karşılaşılacak sonuçlara dair güçlü bir uyarı işlevi görmektedir. Bu duygusal yolculuk, bireyi kendi kaderine razı olmaya, aşırılıktan kaçınmaya ve siyasal erke koşulsuz itaate yönlendiren bir tahakküm stratejisi olarak işlev kazanmaktadır. Kitap, Antik Yunan'dan itibaren tiyatronun, iktidarın ideolojik aygıtlarından biri haline gelişini ve bu sanat formunun siyasal manipülasyondaki kalıcı rolünü belgelemektedir. Bu eser, tiyatro tarihine ve siyaset felsefesine disiplinler arası bir katkı sunmaktadır. Sonuçta, iktidarın kurguladığı sanal dünyada bireylerin kendi iradeleriyle hareket ettikleri yanılsaması, tahakkümün en etkili biçimlerinden biridir. Bu kitap, söz konusu illüzyonu ifşa ederek, okuru yalnızca edebi metinlerin değil, sanatın ve siyasetin iç içe geçmiş doğasının eleştirel bir okumasına davet etmektedir.
Çalışma, Aristoteles'in Poetika'sından hareketle tragedyaya içkin olan “trajik kahraman” ve “katharsis” kavramlarını, tahakküm ilişkileri bağlamında yeniden okumaktadır. Seyircinin, trajik kahramanla kurduğu empati, acıma ve sonrasında gelen korku duygusu, aslında iktidarın belirlediği sınırların dışına çıkıldığında karşılaşılacak sonuçlara dair güçlü bir uyarı işlevi görmektedir. Bu duygusal yolculuk, bireyi kendi kaderine razı olmaya, aşırılıktan kaçınmaya ve siyasal erke koşulsuz itaate yönlendiren bir tahakküm stratejisi olarak işlev kazanmaktadır. Kitap, Antik Yunan'dan itibaren tiyatronun, iktidarın ideolojik aygıtlarından biri haline gelişini ve bu sanat formunun siyasal manipülasyondaki kalıcı rolünü belgelemektedir. Bu eser, tiyatro tarihine ve siyaset felsefesine disiplinler arası bir katkı sunmaktadır. Sonuçta, iktidarın kurguladığı sanal dünyada bireylerin kendi iradeleriyle hareket ettikleri yanılsaması, tahakkümün en etkili biçimlerinden biridir. Bu kitap, söz konusu illüzyonu ifşa ederek, okuru yalnızca edebi metinlerin değil, sanatın ve siyasetin iç içe geçmiş doğasının eleştirel bir okumasına davet etmektedir.
Antik Yunan Tragedyalarında İktidar ve Tahakküm adlı bu çalışma, iktidarın birey ve toplum üzerindeki tahakküm araçlarını, tiyatro sanatının en köklü biçimlerinden biri olan Antik Yunan Tragedyası üzerinden çok katmanlı bir şekilde çözümlemektedir. Kitap, siyasal iktidarın, varlığını sürdürmek ve meşrulaştırmak için yalnızca yasal düzenlemelerle yetinmediğini savunur. Otoritenin, geleneksel normlar, dinsel inanç sistemleri ve sanatsal araçlar aracılığıyla nasıl derin bir tahakküm ağı ördüğünü gözler önüne sermektedir. Aiskhylos'un Zincire Vurulmuş Prometheus'u, Sophokles'in Antigone'si ve Euripides'in Medeia'sı üzerinden yürütülen nitel içerik analizi, bu üç büyük metnin sadece mitolojik öyküler olmadığını aynı zamanda dönemin siyasal ideolojisinin, toplumsal kontrol aygıtlarının ve “makbul yurttaş” yaratma projesinin estetize edilmiş birer manifestosu olduğunu ortaya koymaktadır.
Çalışma, Aristoteles'in Poetika'sından hareketle tragedyaya içkin olan “trajik kahraman” ve “katharsis” kavramlarını, tahakküm ilişkileri bağlamında yeniden okumaktadır. Seyircinin, trajik kahramanla kurduğu empati, acıma ve sonrasında gelen korku duygusu, aslında iktidarın belirlediği sınırların dışına çıkıldığında karşılaşılacak sonuçlara dair güçlü bir uyarı işlevi görmektedir. Bu duygusal yolculuk, bireyi kendi kaderine razı olmaya, aşırılıktan kaçınmaya ve siyasal erke koşulsuz itaate yönlendiren bir tahakküm stratejisi olarak işlev kazanmaktadır. Kitap, Antik Yunan'dan itibaren tiyatronun, iktidarın ideolojik aygıtlarından biri haline gelişini ve bu sanat formunun siyasal manipülasyondaki kalıcı rolünü belgelemektedir. Bu eser, tiyatro tarihine ve siyaset felsefesine disiplinler arası bir katkı sunmaktadır. Sonuçta, iktidarın kurguladığı sanal dünyada bireylerin kendi iradeleriyle hareket ettikleri yanılsaması, tahakkümün en etkili biçimlerinden biridir. Bu kitap, söz konusu illüzyonu ifşa ederek, okuru yalnızca edebi metinlerin değil, sanatın ve siyasetin iç içe geçmiş doğasının eleştirel bir okumasına davet etmektedir.
Çalışma, Aristoteles'in Poetika'sından hareketle tragedyaya içkin olan “trajik kahraman” ve “katharsis” kavramlarını, tahakküm ilişkileri bağlamında yeniden okumaktadır. Seyircinin, trajik kahramanla kurduğu empati, acıma ve sonrasında gelen korku duygusu, aslında iktidarın belirlediği sınırların dışına çıkıldığında karşılaşılacak sonuçlara dair güçlü bir uyarı işlevi görmektedir. Bu duygusal yolculuk, bireyi kendi kaderine razı olmaya, aşırılıktan kaçınmaya ve siyasal erke koşulsuz itaate yönlendiren bir tahakküm stratejisi olarak işlev kazanmaktadır. Kitap, Antik Yunan'dan itibaren tiyatronun, iktidarın ideolojik aygıtlarından biri haline gelişini ve bu sanat formunun siyasal manipülasyondaki kalıcı rolünü belgelemektedir. Bu eser, tiyatro tarihine ve siyaset felsefesine disiplinler arası bir katkı sunmaktadır. Sonuçta, iktidarın kurguladığı sanal dünyada bireylerin kendi iradeleriyle hareket ettikleri yanılsaması, tahakkümün en etkili biçimlerinden biridir. Bu kitap, söz konusu illüzyonu ifşa ederek, okuru yalnızca edebi metinlerin değil, sanatın ve siyasetin iç içe geçmiş doğasının eleştirel bir okumasına davet etmektedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.