#smrgKİTABEVİ Cengiz ve Hülagû Mezalimi -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Ana Basın Yayın
Dizi Adı:
Bütün Eserleri - 35
ISBN-10:
9786258654165
Hazırlayan:
Semih Doğan
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199265060
Boyut:
12x20
Sayfa Sayısı:
64
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Holmen
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
140,00
Havale/EFT ile: 137,20
1199265060
652744
Cengiz ve Hülagû Mezalimi -
Cengiz ve Hülagû Mezalimi - #smrgKİTABEVİ
140
1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sureta hürriyete kavuşan fikir dünyası, imamesi kopuk bir tesbih gibi dağılırken, tanelerden bazıları aşırı Türkçü meyilleriyle Türkçülüğü aşarak Moğolluğa, daha doğru tabirle Moğolculuğa kadar uzanır. Bu dönemde kurulan bazı cemiyetlerin üye kayıtlarında, “Cengiz Han'ın mukaddes yasasına yemin ederim ki…” diyerek antlar içilir, o cemiyetler tarafından aynı meşrepte manifestolar yayımlanır.

İşte tam bu noktada gelenekçi değil gelenekli kültürün yılmaz müdafii olan Tâhirü'l-Mevlevî Müslüman dünyada isimleri zulümle, katliamla, kanla, vahşetle eş anlamlı görülen Cengiz'e ve Hülagû'ya karşı, daha doğrusu onları övmekten çekinmeyen çağdaşlarına karşı sesini yükseltir.

Tahirü'l-Mevlevî tarafından kaleme alınan Cengiz ve Hülagû Mezalimi isimli risale, bu tür fikirlere sahip olan ve bu fikirlerini bir devlet politikası, bir milletin kültür algısı hâline getirmeye çalışanlara karşı Müslüman-Türk nokta-i nazarından bir savunma olur.

Kaleme alınan bu küçük risaleye ilmî manada bir cevap gelmese de (ki müellif bu konuda ak olanın kara olandan ayrılması için bir tartışma zemini beklediğini her manada göstermektedir) Ahmed Agayef başta olmak üzere Türkçü aydınların gizli tepkisine yol açar ve risalenin yazarı Türklük düşmanı olmakla yaftalandığı gibi hocanın Darülfünun'a alınmasının önüne de bir set çekilir.

1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sureta hürriyete kavuşan fikir dünyası, imamesi kopuk bir tesbih gibi dağılırken, tanelerden bazıları aşırı Türkçü meyilleriyle Türkçülüğü aşarak Moğolluğa, daha doğru tabirle Moğolculuğa kadar uzanır. Bu dönemde kurulan bazı cemiyetlerin üye kayıtlarında, “Cengiz Han'ın mukaddes yasasına yemin ederim ki…” diyerek antlar içilir, o cemiyetler tarafından aynı meşrepte manifestolar yayımlanır.

İşte tam bu noktada gelenekçi değil gelenekli kültürün yılmaz müdafii olan Tâhirü'l-Mevlevî Müslüman dünyada isimleri zulümle, katliamla, kanla, vahşetle eş anlamlı görülen Cengiz'e ve Hülagû'ya karşı, daha doğrusu onları övmekten çekinmeyen çağdaşlarına karşı sesini yükseltir.

Tahirü'l-Mevlevî tarafından kaleme alınan Cengiz ve Hülagû Mezalimi isimli risale, bu tür fikirlere sahip olan ve bu fikirlerini bir devlet politikası, bir milletin kültür algısı hâline getirmeye çalışanlara karşı Müslüman-Türk nokta-i nazarından bir savunma olur.

Kaleme alınan bu küçük risaleye ilmî manada bir cevap gelmese de (ki müellif bu konuda ak olanın kara olandan ayrılması için bir tartışma zemini beklediğini her manada göstermektedir) Ahmed Agayef başta olmak üzere Türkçü aydınların gizli tepkisine yol açar ve risalenin yazarı Türklük düşmanı olmakla yaftalandığı gibi hocanın Darülfünun'a alınmasının önüne de bir set çekilir.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat