#smrgKİTABEVİ Beyaz Perdede Kan Lekesi : Filmlerle Ortadoğu - 2025
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786253966812
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
200
Basım Yeri:
Konya
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
204,00
Havale/EFT ile:
199,92
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255784
643237
https://www.simurgkitabevi.com/beyaz-perdede-kan-lekesi-filmlerle-ortadogu-2025
Beyaz Perdede Kan Lekesi : Filmlerle Ortadoğu - 2025 #smrgKİTABEVİ
204.00
Sinema sadece bir eğlence değildir. Sanatların en yenisi belki en etkilisi, ayrıca ideolojilerin dili, kültür endüstrisinin dinamiği, coğrafyaların hafızası, tarihin yeniden yazılışı ve gündelik yaşamın yansımasıdır. Filmler dünyayı seyredilir yapmakla kalmaz; onu kurgular da. Neyi nasıl düşünmemiz gerektiğine dair klişeler üretirken bile zihinlerimizi yeniden üretir. Görmek bu nedenle bazen tanık olmak bazen körleşmek demektir.
Elinizdeki kitap, film çözümlemekten çok; bakışı özgürleştirmeye çalışıyor. Sinemanın Ortadoğu'ya ne yaptığına, onu nasıl tasarladığına bakıyor. Bu kadrajda oryantalizmin de izleri var; acı propagandanın da. Ve aynı zamanda hikmetin ve irfanın yanında; özneleşmeye çalışırken kendine yabancılaşan bir Ortadoğu portresi de. Kitapta Ömer Muhtar'dan Bab'Aziz'e, Arabistanlı Lawrence'tan Argo'ya, Uçurtma Avcısı'ndan Kan Dökülecek'e, Foxtrot'tan Omar'a, Osama'dan Persepolis'e, Babil'in Oğlu'ndan Kaplumbağalar da Uçar'a, İçimdeki Yangın'dan Kefernahum'a geniş bir yelpazede filmler mevzu ediliyor ve filmler üzerinden bir ülkenin, bir halkın veya bir anlatının peşine düşülüyor.
Unutmayalım, Ortadoğu'nun yansıdığı beyaz perdede güzellikle beraber ama ondan daha da fazla kan lekesi var. Bu kitap, sözkonusu lekeden bir nebze mesul olduğunu düşünen yazarın ve muhtemel okurun her şeyden önce– bir vicdan muhasebesi olarak görülmelidir.
Elinizdeki kitap, film çözümlemekten çok; bakışı özgürleştirmeye çalışıyor. Sinemanın Ortadoğu'ya ne yaptığına, onu nasıl tasarladığına bakıyor. Bu kadrajda oryantalizmin de izleri var; acı propagandanın da. Ve aynı zamanda hikmetin ve irfanın yanında; özneleşmeye çalışırken kendine yabancılaşan bir Ortadoğu portresi de. Kitapta Ömer Muhtar'dan Bab'Aziz'e, Arabistanlı Lawrence'tan Argo'ya, Uçurtma Avcısı'ndan Kan Dökülecek'e, Foxtrot'tan Omar'a, Osama'dan Persepolis'e, Babil'in Oğlu'ndan Kaplumbağalar da Uçar'a, İçimdeki Yangın'dan Kefernahum'a geniş bir yelpazede filmler mevzu ediliyor ve filmler üzerinden bir ülkenin, bir halkın veya bir anlatının peşine düşülüyor.
Unutmayalım, Ortadoğu'nun yansıdığı beyaz perdede güzellikle beraber ama ondan daha da fazla kan lekesi var. Bu kitap, sözkonusu lekeden bir nebze mesul olduğunu düşünen yazarın ve muhtemel okurun her şeyden önce– bir vicdan muhasebesi olarak görülmelidir.
Sinema sadece bir eğlence değildir. Sanatların en yenisi belki en etkilisi, ayrıca ideolojilerin dili, kültür endüstrisinin dinamiği, coğrafyaların hafızası, tarihin yeniden yazılışı ve gündelik yaşamın yansımasıdır. Filmler dünyayı seyredilir yapmakla kalmaz; onu kurgular da. Neyi nasıl düşünmemiz gerektiğine dair klişeler üretirken bile zihinlerimizi yeniden üretir. Görmek bu nedenle bazen tanık olmak bazen körleşmek demektir.
Elinizdeki kitap, film çözümlemekten çok; bakışı özgürleştirmeye çalışıyor. Sinemanın Ortadoğu'ya ne yaptığına, onu nasıl tasarladığına bakıyor. Bu kadrajda oryantalizmin de izleri var; acı propagandanın da. Ve aynı zamanda hikmetin ve irfanın yanında; özneleşmeye çalışırken kendine yabancılaşan bir Ortadoğu portresi de. Kitapta Ömer Muhtar'dan Bab'Aziz'e, Arabistanlı Lawrence'tan Argo'ya, Uçurtma Avcısı'ndan Kan Dökülecek'e, Foxtrot'tan Omar'a, Osama'dan Persepolis'e, Babil'in Oğlu'ndan Kaplumbağalar da Uçar'a, İçimdeki Yangın'dan Kefernahum'a geniş bir yelpazede filmler mevzu ediliyor ve filmler üzerinden bir ülkenin, bir halkın veya bir anlatının peşine düşülüyor.
Unutmayalım, Ortadoğu'nun yansıdığı beyaz perdede güzellikle beraber ama ondan daha da fazla kan lekesi var. Bu kitap, sözkonusu lekeden bir nebze mesul olduğunu düşünen yazarın ve muhtemel okurun her şeyden önce– bir vicdan muhasebesi olarak görülmelidir.
Elinizdeki kitap, film çözümlemekten çok; bakışı özgürleştirmeye çalışıyor. Sinemanın Ortadoğu'ya ne yaptığına, onu nasıl tasarladığına bakıyor. Bu kadrajda oryantalizmin de izleri var; acı propagandanın da. Ve aynı zamanda hikmetin ve irfanın yanında; özneleşmeye çalışırken kendine yabancılaşan bir Ortadoğu portresi de. Kitapta Ömer Muhtar'dan Bab'Aziz'e, Arabistanlı Lawrence'tan Argo'ya, Uçurtma Avcısı'ndan Kan Dökülecek'e, Foxtrot'tan Omar'a, Osama'dan Persepolis'e, Babil'in Oğlu'ndan Kaplumbağalar da Uçar'a, İçimdeki Yangın'dan Kefernahum'a geniş bir yelpazede filmler mevzu ediliyor ve filmler üzerinden bir ülkenin, bir halkın veya bir anlatının peşine düşülüyor.
Unutmayalım, Ortadoğu'nun yansıdığı beyaz perdede güzellikle beraber ama ondan daha da fazla kan lekesi var. Bu kitap, sözkonusu lekeden bir nebze mesul olduğunu düşünen yazarın ve muhtemel okurun her şeyden önce– bir vicdan muhasebesi olarak görülmelidir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.