#smrgKİTABEVİ Beylerbeyi Günlükleri - 2001-2010 -
Editör:
Şakir Kurtulmuş
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
168
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
146,25
Havale/EFT ile:
143,33
1199267892
656068
https://www.simurgkitabevi.com/beylerbeyi-gunlukleri-2001-2010
Beylerbeyi Günlükleri - 2001-2010 - #smrgKİTABEVİ
146.25
Beylerbeyi'ne taşındığımda sakin, nezih, kalabalık olmayan havası ve suyu temiz, insanların birbirlerine efendice bakışlarla bakan bir semte geldiğimi anladım. Aslında 1965'de eylül ayında askere giderken Beylerbeyi'ne gelmiş matbaacı Yaşar ağabeyin Çamlıca Caddesi'nde oturduğu ahşap küçük eve kitap dolu tahta bavulumu bırakmıştım. Askerden sonra bir daha gelip bavulumu almış müptelası olduğum Kadırga'ya taşımıştım.1968'in mayıs ayının başlarında sevgili zevcemle soluğu Beylerbeyi'nde alıyoruz. İş aradığım zamanlar Yaşar Abi bana: "Beylerbeyi'nde iş var git bak demiş." Ben ise şöyle elimi bir sallamış ve eklemiştim. "Ya, kim gider Beylerbeyi'ne." Demek ki büyük konuşmamak lazımmış. Kim diyebilirdi ki ben Bingöl'ün Kür köyünde doğduğumda bu çocuk İstanbul'a gidecek, Üsküdar'a geçecek ve Beylerbeyi'nde yaşamaya devam edecek. Ve de haddini aşarak şiirler, yazılar ve hatta hikâyeler yazacak. Olmaz böyle şey cancağızım olmaz böyle şey.Çabuk bir kaynaşma oldu aramızda. Komşular ve tabii ki esnaf değişik bir insani yakınlık sergilemiş oldular. Sevdiler yani. Muhabbetler gelişti. Ana cadde üzerinde çalışıyorum.İş yeri orada. Gelenler gidenler, tanışıklıklar ilerleyip gidiyor.Yetmişli yıllar Türkiye'si özellikle sosyolojik araştırmaya değer yıllardır.
Beylerbeyi'ne taşındığımda sakin, nezih, kalabalık olmayan havası ve suyu temiz, insanların birbirlerine efendice bakışlarla bakan bir semte geldiğimi anladım. Aslında 1965'de eylül ayında askere giderken Beylerbeyi'ne gelmiş matbaacı Yaşar ağabeyin Çamlıca Caddesi'nde oturduğu ahşap küçük eve kitap dolu tahta bavulumu bırakmıştım. Askerden sonra bir daha gelip bavulumu almış müptelası olduğum Kadırga'ya taşımıştım.1968'in mayıs ayının başlarında sevgili zevcemle soluğu Beylerbeyi'nde alıyoruz. İş aradığım zamanlar Yaşar Abi bana: "Beylerbeyi'nde iş var git bak demiş." Ben ise şöyle elimi bir sallamış ve eklemiştim. "Ya, kim gider Beylerbeyi'ne." Demek ki büyük konuşmamak lazımmış. Kim diyebilirdi ki ben Bingöl'ün Kür köyünde doğduğumda bu çocuk İstanbul'a gidecek, Üsküdar'a geçecek ve Beylerbeyi'nde yaşamaya devam edecek. Ve de haddini aşarak şiirler, yazılar ve hatta hikâyeler yazacak. Olmaz böyle şey cancağızım olmaz böyle şey.Çabuk bir kaynaşma oldu aramızda. Komşular ve tabii ki esnaf değişik bir insani yakınlık sergilemiş oldular. Sevdiler yani. Muhabbetler gelişti. Ana cadde üzerinde çalışıyorum.İş yeri orada. Gelenler gidenler, tanışıklıklar ilerleyip gidiyor.Yetmişli yıllar Türkiye'si özellikle sosyolojik araştırmaya değer yıllardır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.