#smrgKİTABEVİ İngiliz Casusun Günlüğünden Jön Türkler, İsyanlar, Darbeler 1911 -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
Türk Tarihi
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
200
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
195,00
Havale/EFT ile:
191,10
1199269846
658053
https://www.simurgkitabevi.com/ingiliz-casusun-gunlugunden-jon-turkler-isyanlar-darbeler-1911
İngiliz Casusun Günlüğünden Jön Türkler, İsyanlar, Darbeler 1911 - #smrgKİTABEVİ
195
1908'de Jön Türkler, II. Abdülhamid'i Meşrutiyet'i yeniden ilan etmeye zorladığında Osmanlı İmparatorluğu'nda uzun süredir beklenen değişim başlamıştı. Hafiyelerin gölgesi çekiliyor, gazeteler çoğalıyor, insanlar daha serbest konuşabiliyordu. Ne var ki hürriyetin ilanı, iktidarın nasıl kullanılacağı sorusunu çözmemişti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin giderek güçlenen denetimi, ordunun siyasetteki ağırlığı ve 1909'daki karşı devrim girişimi, yeni düzenin sınırlarını kısa sürede ortaya çıkardı.Meşrutiyet'in vaat ettiği eşitlik, Makedonya'da seçim anlaşmazlıklarına ve cemaatler arasındaki eski çekişmelere takılırken Arnavutluk'ta merkezî yönetimin uygulamaları yeni direnişler doğuruyordu. Adana'daki 1909 katliamları, imparatorluğun farklı toplulukları arasındaki güvensizliği daha da ağırlaştırdı. Bir yanda Osmanlı ordusu ve donanması yeniden düzenlenmeye çalışılıyor, diğer yanda devletin mali sıkıntıları demiryolu ve bayındırlık projelerini geciktiriyordu. Girit'in Yunanistan'la birleşme girişimi, Bulgaristan'ın bağımsızlığı ve Bosna-Hersek'in ilhakı ise İstanbul'daki siyasi mücadelenin Balkanlar'daki güç hesaplarından ayrı düşünülemeyeceğini gösteriyordu.İngiliz subaylık geçmişine sahip Henry Charles Woods, 1911'de yayımlanan çalışmasını Meşrutiyet sonrasında Osmanlı topraklarına ve Balkan ülkelerine yaptığı seyahatlerde edindiği bilgilere dayandırır. Devlet adamlarıyla görüşür, askerî birlikleri inceler, demiryollarını ve sınır bölgelerini değerlendirirken İngiltere'nin Yakın Doğu'ya yönelik ilgisinin belirlediği bir konumdan konuşur. Jön Türklerin sağladığı ilerlemeleri kabul ederken yönetim anlayışlarını ve reformların uygulanışını sert biçimde eleştirir. Birinci Dünya Savaşı öncesinin Osmanlı ve Balkan tarihine ilişkin değerlendirmeleri, henüz sonucu bilinmeyen siyasi mücadelelerin içinde kaleme alınmış olması bakımından ayrıca anlam kazanır.
1908'de Jön Türkler, II. Abdülhamid'i Meşrutiyet'i yeniden ilan etmeye zorladığında Osmanlı İmparatorluğu'nda uzun süredir beklenen değişim başlamıştı. Hafiyelerin gölgesi çekiliyor, gazeteler çoğalıyor, insanlar daha serbest konuşabiliyordu. Ne var ki hürriyetin ilanı, iktidarın nasıl kullanılacağı sorusunu çözmemişti. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin giderek güçlenen denetimi, ordunun siyasetteki ağırlığı ve 1909'daki karşı devrim girişimi, yeni düzenin sınırlarını kısa sürede ortaya çıkardı.Meşrutiyet'in vaat ettiği eşitlik, Makedonya'da seçim anlaşmazlıklarına ve cemaatler arasındaki eski çekişmelere takılırken Arnavutluk'ta merkezî yönetimin uygulamaları yeni direnişler doğuruyordu. Adana'daki 1909 katliamları, imparatorluğun farklı toplulukları arasındaki güvensizliği daha da ağırlaştırdı. Bir yanda Osmanlı ordusu ve donanması yeniden düzenlenmeye çalışılıyor, diğer yanda devletin mali sıkıntıları demiryolu ve bayındırlık projelerini geciktiriyordu. Girit'in Yunanistan'la birleşme girişimi, Bulgaristan'ın bağımsızlığı ve Bosna-Hersek'in ilhakı ise İstanbul'daki siyasi mücadelenin Balkanlar'daki güç hesaplarından ayrı düşünülemeyeceğini gösteriyordu.İngiliz subaylık geçmişine sahip Henry Charles Woods, 1911'de yayımlanan çalışmasını Meşrutiyet sonrasında Osmanlı topraklarına ve Balkan ülkelerine yaptığı seyahatlerde edindiği bilgilere dayandırır. Devlet adamlarıyla görüşür, askerî birlikleri inceler, demiryollarını ve sınır bölgelerini değerlendirirken İngiltere'nin Yakın Doğu'ya yönelik ilgisinin belirlediği bir konumdan konuşur. Jön Türklerin sağladığı ilerlemeleri kabul ederken yönetim anlayışlarını ve reformların uygulanışını sert biçimde eleştirir. Birinci Dünya Savaşı öncesinin Osmanlı ve Balkan tarihine ilişkin değerlendirmeleri, henüz sonucu bilinmeyen siyasi mücadelelerin içinde kaleme alınmış olması bakımından ayrıca anlam kazanır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.