#smrgKİTABEVİ Klasik Türk Şiirinde Şiddet : Aşıktan Sevgiliye Şiddet Söylemi - 2025

Editör:
Adem Balkaya, Erdem Sevimli
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786255527622
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199257435
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
133
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
229,60
Havale/EFT ile: 222,71
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199257435
645008
Klasik Türk Şiirinde Şiddet : Aşıktan Sevgiliye Şiddet Söylemi -        2025
Klasik Türk Şiirinde Şiddet : Aşıktan Sevgiliye Şiddet Söylemi - 2025 #smrgKİTABEVİ
229.6
Şiddet, üzerinde çokça durulan sosyolojik bir kavram olmasına rağmen, günümüze gelen süreçte çok karmaşıklaşan yapısı nedeniyle henüz genel bir çerçeveye oturtulamamış bir olgu olarak durmaktadır. Klâsik şiirde “darb” kelimesiyle âşığın gönlünde sevgilinin bıraktığı onulmaz yara olarak sıklıkla işlenen bu kavram, günümüzde hemen her kesimden insanın bizzat maruz kaldığı ya da kalabileceği bir olgu hâline gelmiş, postmodernizmin hâkim olduğu dünyada sevgiliye boyun eğen âşık imajını bertaraf ederek, çetrefil bir psikolojik yara ya da soruna evrilmiş durumdadır. Elbette konunun bu boyutu sosyoloji ve psikolojinin inceleme konusudur. Burada önem arz eden bir aşkın anatomisi konumunda olan Klâsik şiirdeki şiddet kavramıdır. Bu kavramın sevgiliden gelen eza ve cefaya müthiş bir dayanıklılık ve insanüstü bir bağımlılık ile kabulleniş gösteren âşığın muhayyilesinde bıraktığı edebî iz düşümlerin ifade ve beyan seviyesinde ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu kitap, şiddet kavramı doğrultusunda bu edebî iz düşümlerin aşk ve sevgili ekseninde kazandığı ivmelerin anlatımı niteliğindedir.

Şu ana kadar şiddet coğrafyası Kerbela ve Fuzûlî özelinde müstakil olarak sadece makale düzeyinde değindiğimiz bu konunun alanda oldukça bakir olduğunu gözlemlediğimizden böyle bir kitap çalışması yapma gereği oluşmuştur. Bu kitap, böyle bir çabanın ürünüdür. Oldukça yeni ve orijinal bir konu olarak ilk kez Klâsik şiir alanında “şiddet” kavramını öncelemesi yoluyla kitap önem kazanmaktadır. Ayrıca konuyu detaylı bütün boyutlarıyla derli toplu ortaya koyan ilk çalışma özelliğine de sahip olmaktadır. Bu nedenle kitap alan yazın araştırmaları için öncü rol üstlenecek nitelikler taşımaktadır.

Kitap, bir önsöz, giriş kısmı ve sonrasında konunun detaylandırıldığı iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında şiddet kavramının felsefi, psikolojik, ekonomik alanda elde ettiği geniş kavram dünyası ve literatür anlatılmış, konunun kavramsal çerçevesi çizilmiştir. Bu çerçeveye konunun Klâsik şiirdeki görünümleri müzmin duygu olan aşk kavramı temelinde anlatılmıştır. Böylece kavramsal çerçeve edebi bir temele oturtulmuş, şiddetin türevlerinin de semantik çehresi detaylandırılmıştır.

Birinci bölümde giriş kısmında kavramsal çerçevesi çizilen şiddet ve türevleri Klâsik şiirdeki örneklerinden de yaralanarak fiziksel ve psikolojik nitelikleriyle açıklanmıştır. Sevgilinin verdiği şiddet algısının psiko-fiziksel çerçevesi ortaya konulduktan sonra konunun kavramsal çerçevesi daha detaylı aydınlatılmıştır.

İkinci bölümde ise “şiddet” kavramı, Klâsik âşıkları/şairlerin sıra dışı beyitleri öne alınarak örnekleri ve temel nitelikleriyle ortaya konulmuştur. Bu anlatımların Klâsik şiirdeki şiddet olgusunu tamamen ve yoğun, geniş bir ifade çerçevesinde ortaya koyduğu aşikârdır. Şiddeti meslek edinen sevgilinin âşığına verdiği eza ve cefanın edebî veya estetik çehresini aydınlatan sıra dışı ve orijinal beyitlerle konunun Klâsik şiirdeki anlam çerçevesi tamamen ortaya konulmuştur.

Bu kitap ile aşk olgusunu her yönüyle içeren ve şiddeti tutkuya dönüştüren şiirsel söylemlerde sevgilinin her hareketine bir mana verildiği, şarap ve bahar kavramlarının da şiddet olgusunu içeren zengin anlatımlar içerdikleri ortaya konulmuştur. Ciğeri yanan, kan dökücü sevgiliden akıl almaz işkenceler gören ve bunu canına minnet bilen âşıkların şiddet olgusuna kazandırdıkları manalar felekten, zamandan, yokluktan şikâyetin cisimleştirildiği zengin bir Klâsik kültürü görünür hâle getirmiştir. Elbette kitabın bir takım gözden kaçan kusurları da içerdiği göz önüne alındığında alanda çalışan kimselerin bunları tecrübe ve birikimleriyle zenginleştireceği de tasavvur edilmektedir. Kitabın, Klâsik şiir sahasına faydalı olması temennisi ile okurlarına şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz.
Şiddet, üzerinde çokça durulan sosyolojik bir kavram olmasına rağmen, günümüze gelen süreçte çok karmaşıklaşan yapısı nedeniyle henüz genel bir çerçeveye oturtulamamış bir olgu olarak durmaktadır. Klâsik şiirde “darb” kelimesiyle âşığın gönlünde sevgilinin bıraktığı onulmaz yara olarak sıklıkla işlenen bu kavram, günümüzde hemen her kesimden insanın bizzat maruz kaldığı ya da kalabileceği bir olgu hâline gelmiş, postmodernizmin hâkim olduğu dünyada sevgiliye boyun eğen âşık imajını bertaraf ederek, çetrefil bir psikolojik yara ya da soruna evrilmiş durumdadır. Elbette konunun bu boyutu sosyoloji ve psikolojinin inceleme konusudur. Burada önem arz eden bir aşkın anatomisi konumunda olan Klâsik şiirdeki şiddet kavramıdır. Bu kavramın sevgiliden gelen eza ve cefaya müthiş bir dayanıklılık ve insanüstü bir bağımlılık ile kabulleniş gösteren âşığın muhayyilesinde bıraktığı edebî iz düşümlerin ifade ve beyan seviyesinde ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu kitap, şiddet kavramı doğrultusunda bu edebî iz düşümlerin aşk ve sevgili ekseninde kazandığı ivmelerin anlatımı niteliğindedir.

Şu ana kadar şiddet coğrafyası Kerbela ve Fuzûlî özelinde müstakil olarak sadece makale düzeyinde değindiğimiz bu konunun alanda oldukça bakir olduğunu gözlemlediğimizden böyle bir kitap çalışması yapma gereği oluşmuştur. Bu kitap, böyle bir çabanın ürünüdür. Oldukça yeni ve orijinal bir konu olarak ilk kez Klâsik şiir alanında “şiddet” kavramını öncelemesi yoluyla kitap önem kazanmaktadır. Ayrıca konuyu detaylı bütün boyutlarıyla derli toplu ortaya koyan ilk çalışma özelliğine de sahip olmaktadır. Bu nedenle kitap alan yazın araştırmaları için öncü rol üstlenecek nitelikler taşımaktadır.

Kitap, bir önsöz, giriş kısmı ve sonrasında konunun detaylandırıldığı iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında şiddet kavramının felsefi, psikolojik, ekonomik alanda elde ettiği geniş kavram dünyası ve literatür anlatılmış, konunun kavramsal çerçevesi çizilmiştir. Bu çerçeveye konunun Klâsik şiirdeki görünümleri müzmin duygu olan aşk kavramı temelinde anlatılmıştır. Böylece kavramsal çerçeve edebi bir temele oturtulmuş, şiddetin türevlerinin de semantik çehresi detaylandırılmıştır.

Birinci bölümde giriş kısmında kavramsal çerçevesi çizilen şiddet ve türevleri Klâsik şiirdeki örneklerinden de yaralanarak fiziksel ve psikolojik nitelikleriyle açıklanmıştır. Sevgilinin verdiği şiddet algısının psiko-fiziksel çerçevesi ortaya konulduktan sonra konunun kavramsal çerçevesi daha detaylı aydınlatılmıştır.

İkinci bölümde ise “şiddet” kavramı, Klâsik âşıkları/şairlerin sıra dışı beyitleri öne alınarak örnekleri ve temel nitelikleriyle ortaya konulmuştur. Bu anlatımların Klâsik şiirdeki şiddet olgusunu tamamen ve yoğun, geniş bir ifade çerçevesinde ortaya koyduğu aşikârdır. Şiddeti meslek edinen sevgilinin âşığına verdiği eza ve cefanın edebî veya estetik çehresini aydınlatan sıra dışı ve orijinal beyitlerle konunun Klâsik şiirdeki anlam çerçevesi tamamen ortaya konulmuştur.

Bu kitap ile aşk olgusunu her yönüyle içeren ve şiddeti tutkuya dönüştüren şiirsel söylemlerde sevgilinin her hareketine bir mana verildiği, şarap ve bahar kavramlarının da şiddet olgusunu içeren zengin anlatımlar içerdikleri ortaya konulmuştur. Ciğeri yanan, kan dökücü sevgiliden akıl almaz işkenceler gören ve bunu canına minnet bilen âşıkların şiddet olgusuna kazandırdıkları manalar felekten, zamandan, yokluktan şikâyetin cisimleştirildiği zengin bir Klâsik kültürü görünür hâle getirmiştir. Elbette kitabın bir takım gözden kaçan kusurları da içerdiği göz önüne alındığında alanda çalışan kimselerin bunları tecrübe ve birikimleriyle zenginleştireceği de tasavvur edilmektedir. Kitabın, Klâsik şiir sahasına faydalı olması temennisi ile okurlarına şimdiden şükranlarımızı sunuyoruz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat