Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.

#smrgSAHAF Otağ-ı Hümayun: Osmanlı Çadırları - BİR FORMA EKSİK - 2000

Editör:
Ayşe Üçok
Kapak Tasarım:
Ersu Pekin
Kondisyon:
Yeni Gibi
Basıldığı Matbaa:
MEPA
Dizi Adı:
ISBN-10:
9756845066
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
1&3
Cilt:
İplik Dikişli
Stok Kodu:
1199040067
Boyut:
31x28
Sayfa Sayısı:
305
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2000
Kapak Türü:
Ciltli Şömizli
Kağıt Türü:
Kuşe
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
Bu üründen 1 adet satın alınmıştır.
1199040067
426088
Otağ-ı Hümayun: Osmanlı Çadırları - BİR FORMA EKSİK -        2000
Otağ-ı Hümayun: Osmanlı Çadırları - BİR FORMA EKSİK - 2000 #smrgSAHAF
0
DİKKAT !!!
37-48. SAYFALARI KAPSAYAN FORMA MÜKERRER OLUP 193-204. SAYAFLARI KAPSAYAN FORMA EKSİKTİR.

Prof. Dr. Nurhan Atasoy tarafından hazırlanan “Otağ-ı Hümayun” kitabında da, Osmanlı çadırları tiplerine ve yapısal özelliklerine göre tanıtılıyor. Kitabın esas konusu, padişah çadırları olan Otağ-ı Hümayunlar detaylarıyla anlatılırken, Avrupa'daki Osmanlı çadırları özel hikayeleriyle okuyuculara aktarılıyor. Kitapta ayrıca 300'ü aşkın fotoğraf, tablo ve minyatür yer alıyor.

Prof. Dr. Nurhan Atasoy da, Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki Osmanlı çadırlarının, uzun ve titiz bir çalışma sonucunda temizlendiğini anlatarak, 53 çadırın, özel olarak hazırlanan çelik bir depoda korumaya alındığını belirtti. Osmanlı çadırlarının, av partilerinde, spor yarışmalarında, seferlerde kullanıldığını anlattı.

Prof. Dr. Atasoy, çalışmaları sırasında, “çeşmeli çadırlar” diye bir çadırdan bahsedildiğini gördüklerini ve araştırmaları sonucu bunun “hela çadırı” olduğunu belirlediklerini anlatarak, “O dönemde Avrupa saraylarında tuvalet yokken, Osmanlı'da, çadır helalar vardı. Hatta çadır hamamlar kurulurdu. Ağaların bile hamam çadırı vardı. Bunlar Türkler'in mükemmel bir organizasyonunun olduğunu gösteriyor.”

“Osmanlı çadırlarının özelliklerini ve tiplerini, değişik hizmetlere yönelik işlevlerini temsil eden örnekleri ortaya koymak amacıyla gerek ülkemizdeki koleksiyonlar, gerekse Avrupa'daki koleksiyonlarda bulunan çadırları araştırıp inceleyerekuzun süren bir çalışma yapmış ve Otağ-ı Hümayun kitabını hazırlamıştım. Araştırmam sırasında, daha önceden hesapta olmayan birçok yerde Osmanlı çadırı bulup çıkardıkça, bu işin kapsamının giderek genişleyeceğini anlamıştım.

Nitekim kitap baskıya girdiği sıralarda bir başka çalışma için gittiğim St. Petersburg Ermitage Müzesi'nde birçok çadır bulmuş, ardından Madrid'de bulunan bir çadırdan da haberdar olmuş, İspanya'da bu konuda yayınlanmış bir makaleyi görmüş ve yazarı ile temasa geçmiştim, ama bu çadırı birkaç aydan önce bana göstermeyeceklerdi.

İsviçre'deki bir çadırı incelemek için de çaba göstermiş, fakat çadırın durumu kötü olduğundan çıkarılamayacağı cevabını almıştım. Slovenya'da bulunan bir çadırın fotoğrafına ise bir dostum aracılığıyla ulaşmış ve bunun bir Mısır çadırı olduğunu anlamıştım; belki aynı yerde Osmanlı çadırları da olabilirdi.” - Nurhan Atasoy

DİKKAT !!!
37-48. SAYFALARI KAPSAYAN FORMA MÜKERRER OLUP 193-204. SAYAFLARI KAPSAYAN FORMA EKSİKTİR.

Prof. Dr. Nurhan Atasoy tarafından hazırlanan “Otağ-ı Hümayun” kitabında da, Osmanlı çadırları tiplerine ve yapısal özelliklerine göre tanıtılıyor. Kitabın esas konusu, padişah çadırları olan Otağ-ı Hümayunlar detaylarıyla anlatılırken, Avrupa'daki Osmanlı çadırları özel hikayeleriyle okuyuculara aktarılıyor. Kitapta ayrıca 300'ü aşkın fotoğraf, tablo ve minyatür yer alıyor.

Prof. Dr. Nurhan Atasoy da, Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki Osmanlı çadırlarının, uzun ve titiz bir çalışma sonucunda temizlendiğini anlatarak, 53 çadırın, özel olarak hazırlanan çelik bir depoda korumaya alındığını belirtti. Osmanlı çadırlarının, av partilerinde, spor yarışmalarında, seferlerde kullanıldığını anlattı.

Prof. Dr. Atasoy, çalışmaları sırasında, “çeşmeli çadırlar” diye bir çadırdan bahsedildiğini gördüklerini ve araştırmaları sonucu bunun “hela çadırı” olduğunu belirlediklerini anlatarak, “O dönemde Avrupa saraylarında tuvalet yokken, Osmanlı'da, çadır helalar vardı. Hatta çadır hamamlar kurulurdu. Ağaların bile hamam çadırı vardı. Bunlar Türkler'in mükemmel bir organizasyonunun olduğunu gösteriyor.”

“Osmanlı çadırlarının özelliklerini ve tiplerini, değişik hizmetlere yönelik işlevlerini temsil eden örnekleri ortaya koymak amacıyla gerek ülkemizdeki koleksiyonlar, gerekse Avrupa'daki koleksiyonlarda bulunan çadırları araştırıp inceleyerekuzun süren bir çalışma yapmış ve Otağ-ı Hümayun kitabını hazırlamıştım. Araştırmam sırasında, daha önceden hesapta olmayan birçok yerde Osmanlı çadırı bulup çıkardıkça, bu işin kapsamının giderek genişleyeceğini anlamıştım.

Nitekim kitap baskıya girdiği sıralarda bir başka çalışma için gittiğim St. Petersburg Ermitage Müzesi'nde birçok çadır bulmuş, ardından Madrid'de bulunan bir çadırdan da haberdar olmuş, İspanya'da bu konuda yayınlanmış bir makaleyi görmüş ve yazarı ile temasa geçmiştim, ama bu çadırı birkaç aydan önce bana göstermeyeceklerdi.

İsviçre'deki bir çadırı incelemek için de çaba göstermiş, fakat çadırın durumu kötü olduğundan çıkarılamayacağı cevabını almıştım. Slovenya'da bulunan bir çadırın fotoğrafına ise bir dostum aracılığıyla ulaşmış ve bunun bir Mısır çadırı olduğunu anlamıştım; belki aynı yerde Osmanlı çadırları da olabilirdi.” - Nurhan Atasoy

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat