#smrgKİTABEVİ Şeriattan Laikliğe: Mustafa Kemal’in Hukuk Reformu (1927) -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Türkiye ve Cumhuriyet Tarihi
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
80
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
113,75
Havale/EFT ile:
111,48
1199267720
655895
https://www.simurgkitabevi.com/seriattan-laiklige-mustafa-kemal-in-hukuk-reformu-1927
Şeriattan Laikliğe: Mustafa Kemal’in Hukuk Reformu (1927) - #smrgKİTABEVİ
113.75
Léon Ostroróg'un bu çalışması, Doğu toplumlarının hukuk zihniyetindeki dönüşümü, metin odaklı şer'i mantıktan insan yapımı laik yasama anlayışına geçiş ekseninde tahlil etmektedir. Çalışma, İslam hukukunun metodolojik yapısını kapsayan Usûl-i Fıkıh geleneklerini ve bu sistemin içtihat kapısının kapanmasıyla geçirdiği katılaşma süreçlerini felsefi boyutta ele alır. Doğu dünyasında kutsal vahye dayalı hukuk tasavvuru ile Türk idari ve askeri geleneğinden süzülen Kanun yapma pratikleri arasındaki tarihsel gerilim, Türkiye'nin modernleşme serüveninin temel dinamiği olarak konumlandırılır. Metin, Osmanlı son dönemi ile erken Cumhuriyet reformları arasındaki süreklilik ve kopuş ilişkisini sosyo-psikolojik parametrelerle açıklamaktadır. Tanzimat ve Meşrutiyet devirlerindeki kanunlaştırma hareketlerinin sınırları çizildikten sonra, Ankara yönetiminin Radikal Laikleşme hamleleri kamu hukuku, yargı erki, eğitim ve sosyal hayatın yeniden düzenlenmesi başlıkları altında tahlil edilir. Yazar, Medeni Kanun'un kabulü ve halifeliğin ilgası gibi dönüm noktalarını, yalnızca siyasal bir kadronun tercihi değil, Türk toplum yapısının tarihsel kodlarıyla şekillenen rasyonelleşme arayışının zorunlu bir sonucu olarak yorumlar. Ostroróg'un tahlilleri, Doğu ve Batı hukuk sistemlerinin karşılaştırmalı metodolojisine dayanarak laik reformların uluslararası hukuk mantığındaki karşılığını ortaya koymaktadır. İslam aile ve ceza hukukunun klasik yapısındaki normatif kurallar ile modern medeni hukukun birey odaklı eşitlikçi prensipleri arasındaki tezat, Türkiye deneyimi üzerinden örneklendirilir. Eser, Doğulu bir toplumun geleneksel hukuk normlarını bütünüyle tasfiye ederek Batı kaynaklı resmî kodları benimsemesini, Doğu tarihinde eşine az rastlanır bir hukuki ve kültürel paradigma değişimi olarak nitelendirir.
Léon Ostroróg'un bu çalışması, Doğu toplumlarının hukuk zihniyetindeki dönüşümü, metin odaklı şer'i mantıktan insan yapımı laik yasama anlayışına geçiş ekseninde tahlil etmektedir. Çalışma, İslam hukukunun metodolojik yapısını kapsayan Usûl-i Fıkıh geleneklerini ve bu sistemin içtihat kapısının kapanmasıyla geçirdiği katılaşma süreçlerini felsefi boyutta ele alır. Doğu dünyasında kutsal vahye dayalı hukuk tasavvuru ile Türk idari ve askeri geleneğinden süzülen Kanun yapma pratikleri arasındaki tarihsel gerilim, Türkiye'nin modernleşme serüveninin temel dinamiği olarak konumlandırılır. Metin, Osmanlı son dönemi ile erken Cumhuriyet reformları arasındaki süreklilik ve kopuş ilişkisini sosyo-psikolojik parametrelerle açıklamaktadır. Tanzimat ve Meşrutiyet devirlerindeki kanunlaştırma hareketlerinin sınırları çizildikten sonra, Ankara yönetiminin Radikal Laikleşme hamleleri kamu hukuku, yargı erki, eğitim ve sosyal hayatın yeniden düzenlenmesi başlıkları altında tahlil edilir. Yazar, Medeni Kanun'un kabulü ve halifeliğin ilgası gibi dönüm noktalarını, yalnızca siyasal bir kadronun tercihi değil, Türk toplum yapısının tarihsel kodlarıyla şekillenen rasyonelleşme arayışının zorunlu bir sonucu olarak yorumlar. Ostroróg'un tahlilleri, Doğu ve Batı hukuk sistemlerinin karşılaştırmalı metodolojisine dayanarak laik reformların uluslararası hukuk mantığındaki karşılığını ortaya koymaktadır. İslam aile ve ceza hukukunun klasik yapısındaki normatif kurallar ile modern medeni hukukun birey odaklı eşitlikçi prensipleri arasındaki tezat, Türkiye deneyimi üzerinden örneklendirilir. Eser, Doğulu bir toplumun geleneksel hukuk normlarını bütünüyle tasfiye ederek Batı kaynaklı resmî kodları benimsemesini, Doğu tarihinde eşine az rastlanır bir hukuki ve kültürel paradigma değişimi olarak nitelendirir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.