#smrgSAHAF Suspiria -

Stok Kodu:
1199051288
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
87 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2004
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199051288
437283
Suspiria -
Suspiria - #smrgSAHAF
0.00
Yazı'nın karanlık sularına dalmazdan önce, okumanın bıçak sırtı sınırındaki meçhul okura küçük bir uyarı: şimdiden belirtmeliyim ki, Boğaziçi'nde bir okul yazının nirengi noktasıdır ama, kuruntuların çekiştirip sürüklediği bir dünyanın etrafında dönüp dolaşacağız. Kuruntular yanıtlardan çok, soru işaretlerini dayatacak doğası gereği...

... Son anlarımda izlendiğimi biliyorum. Harflerin üzerinde atmaca gibi ilerleyen gözleriniz ve çektiği fotoğrafları asla bilemeyeceğim beyin dalgalarınızın boyunduruğunda, her bir okuma ölümümü hazırlayacak. Kendi kendime biçtiğim akıl almaz sonu.

"... İnsan bir başkasının rüyalarına yatıyor olabilir mi ? O yüzden mi kendime bile yabancı uyanıyorum sabahları. Neler gördüğümü sana anlatamam, çünkü anımsamıyorum, ama bir yük gibi sırtımda taşıyorum. Yükler üst üste bindikçe, pılını pırtını toplayıp kaçmak istersin, ama o soru bilincine yerleşir. Ya bu yükten kurtulamazsam. O zaman, işte o zaman Tahir, aslında gidilecek bir yer olmadığını bilmenin dehşetiyle baş başa kalırsın. Bir yere kıpırdayamazsın, belki burada doğmamışsındır, ama burada ölürsün. Gün ışırken ölürsün, akşam karanlığı çökerken ölürsün, sabah ezanı allak bullak eder, bir daha uyuyamazsın. Rüyalarını anımsamak isterken parça parça olursun. Bu bina... delice bir yapbozun ortasında kalakalmış, yaralı bir Tanrı, İstanbul'a tepeden bakan... bakabilen Büyük Göz. Anlıyor musun ?" (Arka kapaktan)

Yazı'nın karanlık sularına dalmazdan önce, okumanın bıçak sırtı sınırındaki meçhul okura küçük bir uyarı: şimdiden belirtmeliyim ki, Boğaziçi'nde bir okul yazının nirengi noktasıdır ama, kuruntuların çekiştirip sürüklediği bir dünyanın etrafında dönüp dolaşacağız. Kuruntular yanıtlardan çok, soru işaretlerini dayatacak doğası gereği...

... Son anlarımda izlendiğimi biliyorum. Harflerin üzerinde atmaca gibi ilerleyen gözleriniz ve çektiği fotoğrafları asla bilemeyeceğim beyin dalgalarınızın boyunduruğunda, her bir okuma ölümümü hazırlayacak. Kendi kendime biçtiğim akıl almaz sonu.

"... İnsan bir başkasının rüyalarına yatıyor olabilir mi ? O yüzden mi kendime bile yabancı uyanıyorum sabahları. Neler gördüğümü sana anlatamam, çünkü anımsamıyorum, ama bir yük gibi sırtımda taşıyorum. Yükler üst üste bindikçe, pılını pırtını toplayıp kaçmak istersin, ama o soru bilincine yerleşir. Ya bu yükten kurtulamazsam. O zaman, işte o zaman Tahir, aslında gidilecek bir yer olmadığını bilmenin dehşetiyle baş başa kalırsın. Bir yere kıpırdayamazsın, belki burada doğmamışsındır, ama burada ölürsün. Gün ışırken ölürsün, akşam karanlığı çökerken ölürsün, sabah ezanı allak bullak eder, bir daha uyuyamazsın. Rüyalarını anımsamak isterken parça parça olursun. Bu bina... delice bir yapbozun ortasında kalakalmış, yaralı bir Tanrı, İstanbul'a tepeden bakan... bakabilen Büyük Göz. Anlıyor musun ?" (Arka kapaktan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat