Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor
#smrgKİTABEVİ Yüksek Şatodaki Adam - 2025
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Bilim Kurgu Klasikleri
ISBN-10:
6052655856
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
3&7
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
312
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Çeviren:
Dost Körpe
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Orijinal Adı:
The Man in the High Castle
Kategori:
indirimli
213,00
Havale/EFT ile:
208,74
Siparişiniz 4&5 iş günü arasında kargoda
1199244845
632148
https://www.simurgkitabevi.com/yuksek-satodaki-adam-2025
Yüksek Şatodaki Adam - 2025 #smrgKİTABEVİ
213
Yüksek Şatodaki Adam, bilimkurgunun Amerikan edebiyatına bıraktığı ilk büyük ve kalıcı iz. - Ursula K. Le Guin
"Philip K. Dick eşittir Kafka artı Amerikan rüyasının ölümü. O kesinlikle 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri." - Roberto Bolaño
HUGO EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ
"PSİKOTİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ. DELİLER GÜÇ SAHİBİ. BUNUN NE ZAMANDIR FARKINDAYIZ? BUNUNLA NE ZAMANDIR YÜZLEŞİYORUZ?"
Philip K. Dick, gerçeklik, kimlik ve otorite üzerine derin felsefi sorularla bilimkurguyu dönüştüren, birçok filme, diziye ve oyuna esin kaynağı olan, türün en büyük yazarlarından. Çağının ötesinde bir öngörüyle kaleme aldığı Yüksek Şatodaki Adam ise okuru bildiğimiz dünyaya ürkütücü derecede yakın alternatif bir gerçekliğe sürükleyen, bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.
Yıl 1947. Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı'nı kazandı. Amerika Birleşik Devletleri bölündü ve Batı Yakası Japonya'nın, Doğu Yakası ise Nazi Almanyası'nın kontrolüne girdi. Orta kısım ise çatışmalarla dolu tarafsız bir bölgeydi.
Yıl 1962. Yeni dünya düzeninde, gerçeklik bile sabit değildi. İnsanlar bir şeylerin "yanlış" olduğunu hissediyorlardı. Çekirge Ağır Gelecek Kendine adlı yasaklanmış bir kitap savaşın aslında Müttefikler tarafından kazanıldığını iddia ediyordu. Ve söylentiye göre, bu kitabın ardında "yüksek şatoda" yaşayan biri vardı.
Yüksek Şatodaki Adam, kurgunun gerçek, gerçeğin ise kurgu olduğunu hissettiren sarsıcı bir anlatı. Philip K. Dick'in sıradışı zihninden çıkan bu roman, tarihsel olasılıkları, ideolojik kâbusları ve insan olmanın doğasını altüst eden bir başyapıt.
Yüksek Şatodaki Adam, bildiğimiz tarihin bozulmuş bir kopyası.
Philip K. Dick
16 Aralık 1928'de Chicago'da doğan Dick, ikiz kardeşi Jane'in doğumdan kısa süre sonra ölmesiyle hayatı boyunca taşıyacağı bir kaybın gölgesinde büyüdü. Ailesinin boşanmasının ardından annesiyle birlikte Kaliforniya'ya taşındı. Erken yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duydu, ancak üniversite eğitimini tamamlamadı. Gençlik yıllarında radyo işlerinde çalıştı, müzikle ilgilendi ve kısa süreli evlilikler yaptı. 1950'li yıllarda bilimkurgu dergilerine kısa öyküler yazarak edebiyat hayatına adım attı. 1962'de yayımlanan Yüksek Şatodaki Adam, ona Hugo Ödülü'nü kazandırarak büyük bir çıkış sağladı. 1970'li yıllarda Dick, hem zihinsel sağlık sorunları hem de yoğun ilaç kullanımıyla mücadele etti. Bu dönemde yaşadığı mistik deneyimler, özellikle 1974'te “tanrısal bir zihinle iletişim kurduğunu” düşündüğü olay, onu derinden etkiledi. Bu deneyimleri binlerce sayfalık kişisel notlarına ve felsefi güncesine aktardı. Aynı dönemde yazdığı VALIS üçlemesi, onun bu ruhsal arayışlarının izlerini taşır.
Maddi sıkıntılarla boğuşmasına rağmen onlarca roman ve yüzlerce öykü kaleme alan Dick, 1982'de henüz 53 yaşındayken kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl, onun eserinden uyarlanan Blade Runner vizyona girdi ve Dick'in ünü ölümünden sonra dünya çapında yaygınlaştı.
Bugün Philip K. Dick, yalnızca bilimkurgunun değil, çağdaş edebiyatın en etkili figürlerinden biri kabul ediliyor. Gerçeklik ve bilinç kavramlarını sorgulayan eserleri, hâlâ birçok okuyucuya, yönetmene ve düşünce insanına ilham vermeye devam ediyor.
"Philip K. Dick eşittir Kafka artı Amerikan rüyasının ölümü. O kesinlikle 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri." - Roberto Bolaño
HUGO EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ
"PSİKOTİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ. DELİLER GÜÇ SAHİBİ. BUNUN NE ZAMANDIR FARKINDAYIZ? BUNUNLA NE ZAMANDIR YÜZLEŞİYORUZ?"
Philip K. Dick, gerçeklik, kimlik ve otorite üzerine derin felsefi sorularla bilimkurguyu dönüştüren, birçok filme, diziye ve oyuna esin kaynağı olan, türün en büyük yazarlarından. Çağının ötesinde bir öngörüyle kaleme aldığı Yüksek Şatodaki Adam ise okuru bildiğimiz dünyaya ürkütücü derecede yakın alternatif bir gerçekliğe sürükleyen, bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.
Yıl 1947. Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı'nı kazandı. Amerika Birleşik Devletleri bölündü ve Batı Yakası Japonya'nın, Doğu Yakası ise Nazi Almanyası'nın kontrolüne girdi. Orta kısım ise çatışmalarla dolu tarafsız bir bölgeydi.
Yıl 1962. Yeni dünya düzeninde, gerçeklik bile sabit değildi. İnsanlar bir şeylerin "yanlış" olduğunu hissediyorlardı. Çekirge Ağır Gelecek Kendine adlı yasaklanmış bir kitap savaşın aslında Müttefikler tarafından kazanıldığını iddia ediyordu. Ve söylentiye göre, bu kitabın ardında "yüksek şatoda" yaşayan biri vardı.
Yüksek Şatodaki Adam, kurgunun gerçek, gerçeğin ise kurgu olduğunu hissettiren sarsıcı bir anlatı. Philip K. Dick'in sıradışı zihninden çıkan bu roman, tarihsel olasılıkları, ideolojik kâbusları ve insan olmanın doğasını altüst eden bir başyapıt.
Yüksek Şatodaki Adam, bildiğimiz tarihin bozulmuş bir kopyası.
Philip K. Dick
16 Aralık 1928'de Chicago'da doğan Dick, ikiz kardeşi Jane'in doğumdan kısa süre sonra ölmesiyle hayatı boyunca taşıyacağı bir kaybın gölgesinde büyüdü. Ailesinin boşanmasının ardından annesiyle birlikte Kaliforniya'ya taşındı. Erken yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duydu, ancak üniversite eğitimini tamamlamadı. Gençlik yıllarında radyo işlerinde çalıştı, müzikle ilgilendi ve kısa süreli evlilikler yaptı. 1950'li yıllarda bilimkurgu dergilerine kısa öyküler yazarak edebiyat hayatına adım attı. 1962'de yayımlanan Yüksek Şatodaki Adam, ona Hugo Ödülü'nü kazandırarak büyük bir çıkış sağladı. 1970'li yıllarda Dick, hem zihinsel sağlık sorunları hem de yoğun ilaç kullanımıyla mücadele etti. Bu dönemde yaşadığı mistik deneyimler, özellikle 1974'te “tanrısal bir zihinle iletişim kurduğunu” düşündüğü olay, onu derinden etkiledi. Bu deneyimleri binlerce sayfalık kişisel notlarına ve felsefi güncesine aktardı. Aynı dönemde yazdığı VALIS üçlemesi, onun bu ruhsal arayışlarının izlerini taşır.
Maddi sıkıntılarla boğuşmasına rağmen onlarca roman ve yüzlerce öykü kaleme alan Dick, 1982'de henüz 53 yaşındayken kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl, onun eserinden uyarlanan Blade Runner vizyona girdi ve Dick'in ünü ölümünden sonra dünya çapında yaygınlaştı.
Bugün Philip K. Dick, yalnızca bilimkurgunun değil, çağdaş edebiyatın en etkili figürlerinden biri kabul ediliyor. Gerçeklik ve bilinç kavramlarını sorgulayan eserleri, hâlâ birçok okuyucuya, yönetmene ve düşünce insanına ilham vermeye devam ediyor.
Yüksek Şatodaki Adam, bilimkurgunun Amerikan edebiyatına bıraktığı ilk büyük ve kalıcı iz. - Ursula K. Le Guin
"Philip K. Dick eşittir Kafka artı Amerikan rüyasının ölümü. O kesinlikle 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri." - Roberto Bolaño
HUGO EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ
"PSİKOTİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ. DELİLER GÜÇ SAHİBİ. BUNUN NE ZAMANDIR FARKINDAYIZ? BUNUNLA NE ZAMANDIR YÜZLEŞİYORUZ?"
Philip K. Dick, gerçeklik, kimlik ve otorite üzerine derin felsefi sorularla bilimkurguyu dönüştüren, birçok filme, diziye ve oyuna esin kaynağı olan, türün en büyük yazarlarından. Çağının ötesinde bir öngörüyle kaleme aldığı Yüksek Şatodaki Adam ise okuru bildiğimiz dünyaya ürkütücü derecede yakın alternatif bir gerçekliğe sürükleyen, bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.
Yıl 1947. Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı'nı kazandı. Amerika Birleşik Devletleri bölündü ve Batı Yakası Japonya'nın, Doğu Yakası ise Nazi Almanyası'nın kontrolüne girdi. Orta kısım ise çatışmalarla dolu tarafsız bir bölgeydi.
Yıl 1962. Yeni dünya düzeninde, gerçeklik bile sabit değildi. İnsanlar bir şeylerin "yanlış" olduğunu hissediyorlardı. Çekirge Ağır Gelecek Kendine adlı yasaklanmış bir kitap savaşın aslında Müttefikler tarafından kazanıldığını iddia ediyordu. Ve söylentiye göre, bu kitabın ardında "yüksek şatoda" yaşayan biri vardı.
Yüksek Şatodaki Adam, kurgunun gerçek, gerçeğin ise kurgu olduğunu hissettiren sarsıcı bir anlatı. Philip K. Dick'in sıradışı zihninden çıkan bu roman, tarihsel olasılıkları, ideolojik kâbusları ve insan olmanın doğasını altüst eden bir başyapıt.
Yüksek Şatodaki Adam, bildiğimiz tarihin bozulmuş bir kopyası.
Philip K. Dick
16 Aralık 1928'de Chicago'da doğan Dick, ikiz kardeşi Jane'in doğumdan kısa süre sonra ölmesiyle hayatı boyunca taşıyacağı bir kaybın gölgesinde büyüdü. Ailesinin boşanmasının ardından annesiyle birlikte Kaliforniya'ya taşındı. Erken yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duydu, ancak üniversite eğitimini tamamlamadı. Gençlik yıllarında radyo işlerinde çalıştı, müzikle ilgilendi ve kısa süreli evlilikler yaptı. 1950'li yıllarda bilimkurgu dergilerine kısa öyküler yazarak edebiyat hayatına adım attı. 1962'de yayımlanan Yüksek Şatodaki Adam, ona Hugo Ödülü'nü kazandırarak büyük bir çıkış sağladı. 1970'li yıllarda Dick, hem zihinsel sağlık sorunları hem de yoğun ilaç kullanımıyla mücadele etti. Bu dönemde yaşadığı mistik deneyimler, özellikle 1974'te “tanrısal bir zihinle iletişim kurduğunu” düşündüğü olay, onu derinden etkiledi. Bu deneyimleri binlerce sayfalık kişisel notlarına ve felsefi güncesine aktardı. Aynı dönemde yazdığı VALIS üçlemesi, onun bu ruhsal arayışlarının izlerini taşır.
Maddi sıkıntılarla boğuşmasına rağmen onlarca roman ve yüzlerce öykü kaleme alan Dick, 1982'de henüz 53 yaşındayken kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl, onun eserinden uyarlanan Blade Runner vizyona girdi ve Dick'in ünü ölümünden sonra dünya çapında yaygınlaştı.
Bugün Philip K. Dick, yalnızca bilimkurgunun değil, çağdaş edebiyatın en etkili figürlerinden biri kabul ediliyor. Gerçeklik ve bilinç kavramlarını sorgulayan eserleri, hâlâ birçok okuyucuya, yönetmene ve düşünce insanına ilham vermeye devam ediyor.
"Philip K. Dick eşittir Kafka artı Amerikan rüyasının ölümü. O kesinlikle 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biri." - Roberto Bolaño
HUGO EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ
"PSİKOTİK BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ. DELİLER GÜÇ SAHİBİ. BUNUN NE ZAMANDIR FARKINDAYIZ? BUNUNLA NE ZAMANDIR YÜZLEŞİYORUZ?"
Philip K. Dick, gerçeklik, kimlik ve otorite üzerine derin felsefi sorularla bilimkurguyu dönüştüren, birçok filme, diziye ve oyuna esin kaynağı olan, türün en büyük yazarlarından. Çağının ötesinde bir öngörüyle kaleme aldığı Yüksek Şatodaki Adam ise okuru bildiğimiz dünyaya ürkütücü derecede yakın alternatif bir gerçekliğe sürükleyen, bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.
Yıl 1947. Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, İkinci Dünya Savaşı'nı kazandı. Amerika Birleşik Devletleri bölündü ve Batı Yakası Japonya'nın, Doğu Yakası ise Nazi Almanyası'nın kontrolüne girdi. Orta kısım ise çatışmalarla dolu tarafsız bir bölgeydi.
Yıl 1962. Yeni dünya düzeninde, gerçeklik bile sabit değildi. İnsanlar bir şeylerin "yanlış" olduğunu hissediyorlardı. Çekirge Ağır Gelecek Kendine adlı yasaklanmış bir kitap savaşın aslında Müttefikler tarafından kazanıldığını iddia ediyordu. Ve söylentiye göre, bu kitabın ardında "yüksek şatoda" yaşayan biri vardı.
Yüksek Şatodaki Adam, kurgunun gerçek, gerçeğin ise kurgu olduğunu hissettiren sarsıcı bir anlatı. Philip K. Dick'in sıradışı zihninden çıkan bu roman, tarihsel olasılıkları, ideolojik kâbusları ve insan olmanın doğasını altüst eden bir başyapıt.
Yüksek Şatodaki Adam, bildiğimiz tarihin bozulmuş bir kopyası.
Philip K. Dick
16 Aralık 1928'de Chicago'da doğan Dick, ikiz kardeşi Jane'in doğumdan kısa süre sonra ölmesiyle hayatı boyunca taşıyacağı bir kaybın gölgesinde büyüdü. Ailesinin boşanmasının ardından annesiyle birlikte Kaliforniya'ya taşındı. Erken yaşlardan itibaren edebiyata ilgi duydu, ancak üniversite eğitimini tamamlamadı. Gençlik yıllarında radyo işlerinde çalıştı, müzikle ilgilendi ve kısa süreli evlilikler yaptı. 1950'li yıllarda bilimkurgu dergilerine kısa öyküler yazarak edebiyat hayatına adım attı. 1962'de yayımlanan Yüksek Şatodaki Adam, ona Hugo Ödülü'nü kazandırarak büyük bir çıkış sağladı. 1970'li yıllarda Dick, hem zihinsel sağlık sorunları hem de yoğun ilaç kullanımıyla mücadele etti. Bu dönemde yaşadığı mistik deneyimler, özellikle 1974'te “tanrısal bir zihinle iletişim kurduğunu” düşündüğü olay, onu derinden etkiledi. Bu deneyimleri binlerce sayfalık kişisel notlarına ve felsefi güncesine aktardı. Aynı dönemde yazdığı VALIS üçlemesi, onun bu ruhsal arayışlarının izlerini taşır.
Maddi sıkıntılarla boğuşmasına rağmen onlarca roman ve yüzlerce öykü kaleme alan Dick, 1982'de henüz 53 yaşındayken kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Aynı yıl, onun eserinden uyarlanan Blade Runner vizyona girdi ve Dick'in ünü ölümünden sonra dünya çapında yaygınlaştı.
Bugün Philip K. Dick, yalnızca bilimkurgunun değil, çağdaş edebiyatın en etkili figürlerinden biri kabul ediliyor. Gerçeklik ve bilinç kavramlarını sorgulayan eserleri, hâlâ birçok okuyucuya, yönetmene ve düşünce insanına ilham vermeye devam ediyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.