#smrgKİTABEVİ Akademinin Küstahları - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
56
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
113,10
Havale/EFT ile:
110,84
1199261854
649457
https://www.simurgkitabevi.com/akademinin-kustahlari-2026
Akademinin Küstahları - 2026 #smrgKİTABEVİ
113.1
Ben bu kitabı yalnızca başıma geleni anlatmak için değil, bu dili görünür kılmak için yazmak istiyorum. Çünkü bazı yapılar ancak üzerlerindeki kelime cilası kazınınca anlaşılabiliyor. “Kurum”, “etik”, “jüri”, “değerlendirme”, “nesnellik”, “liyakat” gibi kelimeler doğru ellerde çok kıymetli. Ama yanlış işleyişin içine girdiğinde, bir insanı daraltmanın en temiz araçlarına dönüşebiliyor. Ben o araçların nasıl çalıştığını gördüm. Hem odada gördüm. Hem koridorda. Hem derslerde. Hem susan yüzlerde. Hem sonucun etrafında dolaşan cümlelerde. O yüzden bu kitap bir hesaplaşma kadar, bir kayıt tutma çabası da olacak. Çünkü bazı şeyler yalnızca yaşanıp geçerse, sistem kendini tekrar eder. Adı konmayan eğrilik, bir sonraki insana aynı biçimde döner. Sessiz kalınan dışlama, başka bir öğrencinin hayatında yeniden sahne alır. Benim derdim yalnızca “bana yapılan” değil. Benden önce kime yapıldı? Benden sonra kime yapılacak? Ve niçin herkes bunu normalmiş gibi taşımaya bu kadar alışkın? İşte bu sorular kitabın gerçek ağırlığını oluşturuyor.Bu hikâye doktora üzerinden anlatılıyor olabilir. Ama damarı daha geniş. Çünkü güç yapılarının dili çoğu yerde benzer çalışıyor. Ve yazmak burada çok önemli. Çünkü yazı sessizliği bozar. Dağınık acıyı biçime sokar. Bireysel hissi toplumsal tanıklığa taşır. Ben bu metni kurarken yalnızca geçmişi hatırlamıyorum. Aynı zamanda geçmişin elimden aldığı otoriteyi geri alıyorum. Bir zamanlar beni değerlendiren, susturan, bekleten, oyalayan, küçülten yapının dilinden çıkıp kendi dilime geçiyorum. İşte bu yüzden, hayır, bu yalnızca kişisel bir hikâye değil. Bu, görünürde düzgün işleyen ama içeride insan öğüten düzenlere karşı tutulmuş bir kayıttır. Bu, sessizliğin nasıl suç ortağı olduğuna dair bir nottur. Bu, liyakat kelimesinin içinin nasıl boşaltıldığına dair bir tanıklıktır. Bu, bir öğrencinin değil, bir sistemin hikâyesidir. Ve ben artık o hikâyeyi onların diliyle değil, kendi dilimle anlatacağım.
Ben bu kitabı yalnızca başıma geleni anlatmak için değil, bu dili görünür kılmak için yazmak istiyorum. Çünkü bazı yapılar ancak üzerlerindeki kelime cilası kazınınca anlaşılabiliyor. “Kurum”, “etik”, “jüri”, “değerlendirme”, “nesnellik”, “liyakat” gibi kelimeler doğru ellerde çok kıymetli. Ama yanlış işleyişin içine girdiğinde, bir insanı daraltmanın en temiz araçlarına dönüşebiliyor. Ben o araçların nasıl çalıştığını gördüm. Hem odada gördüm. Hem koridorda. Hem derslerde. Hem susan yüzlerde. Hem sonucun etrafında dolaşan cümlelerde. O yüzden bu kitap bir hesaplaşma kadar, bir kayıt tutma çabası da olacak. Çünkü bazı şeyler yalnızca yaşanıp geçerse, sistem kendini tekrar eder. Adı konmayan eğrilik, bir sonraki insana aynı biçimde döner. Sessiz kalınan dışlama, başka bir öğrencinin hayatında yeniden sahne alır. Benim derdim yalnızca “bana yapılan” değil. Benden önce kime yapıldı? Benden sonra kime yapılacak? Ve niçin herkes bunu normalmiş gibi taşımaya bu kadar alışkın? İşte bu sorular kitabın gerçek ağırlığını oluşturuyor.Bu hikâye doktora üzerinden anlatılıyor olabilir. Ama damarı daha geniş. Çünkü güç yapılarının dili çoğu yerde benzer çalışıyor. Ve yazmak burada çok önemli. Çünkü yazı sessizliği bozar. Dağınık acıyı biçime sokar. Bireysel hissi toplumsal tanıklığa taşır. Ben bu metni kurarken yalnızca geçmişi hatırlamıyorum. Aynı zamanda geçmişin elimden aldığı otoriteyi geri alıyorum. Bir zamanlar beni değerlendiren, susturan, bekleten, oyalayan, küçülten yapının dilinden çıkıp kendi dilime geçiyorum. İşte bu yüzden, hayır, bu yalnızca kişisel bir hikâye değil. Bu, görünürde düzgün işleyen ama içeride insan öğüten düzenlere karşı tutulmuş bir kayıttır. Bu, sessizliğin nasıl suç ortağı olduğuna dair bir nottur. Bu, liyakat kelimesinin içinin nasıl boşaltıldığına dair bir tanıklıktır. Bu, bir öğrencinin değil, bir sistemin hikâyesidir. Ve ben artık o hikâyeyi onların diliyle değil, kendi dilimle anlatacağım.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.