#smrgKİTABEVİ Bir Siyonistin Kaleminden Osmanlı ve Geleceği (1915) -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Felsefe
ISBN-10:
9,78625E+12
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199268260
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
64
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
113,10
Havale/EFT ile: 110,84
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199268260
656436
Bir Siyonistin Kaleminden Osmanlı ve Geleceği (1915) -
Bir Siyonistin Kaleminden Osmanlı ve Geleceği (1915) - #smrgKİTABEVİ
113.1
Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını olduğu kadar İslam dünyasındaki güç dengesini de yeniden tartışmaya açmıştır. Davis Trietsch, savaşın ortaya çıkardığı ihtimalleri çökmekte olan bir imparatorluğun son safhası olarak değil, Türkiye'nin kaybettiği nüfuzu geri kazanabileceği büyük bir jeopolitik hesaplaşma olarak ele alır. Ona göre mesele, birkaç sınır değişikliğinden ibaret değildir; Karadeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan geniş coğrafyanın siyasi düzeni değişebilir. Bu hesabın merkezinde güçlü bir Türkiye ile Almanya arasında kurulacak siyasi ve ekonomik ortaklık vardır.Midilli ve Sakız'dan Kıbrıs'a, Mısır ve Süveyş'ten Trablusgarp'a uzanan tartışmalar, harita üzerindeki her bölgeyi başka bir güç mücadelesine bağlar. Rusya'nın Karadeniz ve Orta Asya'daki konumu, İngiltere'nin Mısır, Arabistan ve Hindistan hattındaki hâkimiyeti, Fransa'nın Kuzey Afrika'daki varlığı aynı stratejik zincirin parçalarıdır. Trietsch, İran, Afganistan ve Belucistan'ı da bu denklem içinde değerlendirirken Osmanlı nüfuzunun hangi şartlarda yeniden genişleyebileceğini tartışır. Siyasi tasarımın ardından ekonomi gelir: Alman-Türk ticareti, ham maddeler, pazarlar ve kurulması önerilen bir “Alman-Türk Ekonomik Birliği”, savaş sonrasının maddi zemini olarak düşünülür.

Trietsch'in bakışı tarafsız değildir; erken dönem Siyonist düşünce içindeki konumu ile Alman-Osmanlı yakınlaşmasına verdiği stratejik önem, değerlendirmelerinin yönünü açıkça belirler. İslam dünyasını dinî bir bütünlükten çok nüfus, toprak, ulaşım yolları, ticaret ve büyük devletler arasındaki rekabet üzerinden okur. İngiliz dünya hâkimiyetinin kırılganlığına ilişkin değerlendirmeleri, özellikle Mısır ve Süveyş Kanalı çevresinde yoğunlaşır. Böylece metin, Birinci Dünya Savaşı sürerken Osmanlı İmparatorluğu ve İslam coğrafyasının geleceğinin Avrupa merkezli jeopolitik hesaplarda nasıl tasarlandığını gösteren 1915 tarihli bir siyasal tasavvur olarak belirginleşir.

Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını olduğu kadar İslam dünyasındaki güç dengesini de yeniden tartışmaya açmıştır. Davis Trietsch, savaşın ortaya çıkardığı ihtimalleri çökmekte olan bir imparatorluğun son safhası olarak değil, Türkiye'nin kaybettiği nüfuzu geri kazanabileceği büyük bir jeopolitik hesaplaşma olarak ele alır. Ona göre mesele, birkaç sınır değişikliğinden ibaret değildir; Karadeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan geniş coğrafyanın siyasi düzeni değişebilir. Bu hesabın merkezinde güçlü bir Türkiye ile Almanya arasında kurulacak siyasi ve ekonomik ortaklık vardır.Midilli ve Sakız'dan Kıbrıs'a, Mısır ve Süveyş'ten Trablusgarp'a uzanan tartışmalar, harita üzerindeki her bölgeyi başka bir güç mücadelesine bağlar. Rusya'nın Karadeniz ve Orta Asya'daki konumu, İngiltere'nin Mısır, Arabistan ve Hindistan hattındaki hâkimiyeti, Fransa'nın Kuzey Afrika'daki varlığı aynı stratejik zincirin parçalarıdır. Trietsch, İran, Afganistan ve Belucistan'ı da bu denklem içinde değerlendirirken Osmanlı nüfuzunun hangi şartlarda yeniden genişleyebileceğini tartışır. Siyasi tasarımın ardından ekonomi gelir: Alman-Türk ticareti, ham maddeler, pazarlar ve kurulması önerilen bir “Alman-Türk Ekonomik Birliği”, savaş sonrasının maddi zemini olarak düşünülür.

Trietsch'in bakışı tarafsız değildir; erken dönem Siyonist düşünce içindeki konumu ile Alman-Osmanlı yakınlaşmasına verdiği stratejik önem, değerlendirmelerinin yönünü açıkça belirler. İslam dünyasını dinî bir bütünlükten çok nüfus, toprak, ulaşım yolları, ticaret ve büyük devletler arasındaki rekabet üzerinden okur. İngiliz dünya hâkimiyetinin kırılganlığına ilişkin değerlendirmeleri, özellikle Mısır ve Süveyş Kanalı çevresinde yoğunlaşır. Böylece metin, Birinci Dünya Savaşı sürerken Osmanlı İmparatorluğu ve İslam coğrafyasının geleceğinin Avrupa merkezli jeopolitik hesaplarda nasıl tasarlandığını gösteren 1915 tarihli bir siyasal tasavvur olarak belirginleşir.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat