Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.
#smrgKİTABEVİ İbn Rüşd'ün Din İle Felsefe Arasında Uzlaşı Arayışı - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
246
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Ahmet Demir
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
256,00
Havale/EFT ile:
250,88
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199256312
643765
https://www.simurgkitabevi.com/ibn-rusdun-din-ile-felsefe-arasinda-uzlasi-arayisi-2026
İbn Rüşd'ün Din İle Felsefe Arasında Uzlaşı Arayışı - 2026 #smrgKİTABEVİ
256.00
Akıl ile vahiy düşman mıydı, yoksa tek hakikatin iki ifadesi mi? İmam Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife (Filozofların Tutarsızlığı) adlı eseri, din ile felsefe arasında var olan uçurumu felsefe aleyhine daha da aşılmaz kıldı. Bu yüzden Endülüs'te kütüphaneler yakıldı, filozoflar “zındık” damgasıyla taşlandı, felsefe de son nefesini verdi. Bu ortamda, Kurtuba'nın başkadısı İbn Rüşd, felsefenin din karşıtı olmadığı, bizzat Kur'an tarafından emredilen bir hakikat arayışı olduğunu kanıtlamak için tarihin en cesur entelektüel mücadelesine girişti. Bunun için Gazzâlî'ye karşı yazdığı Tehâfütü't-Tehâfüt (Tutarsızlığın Tutarsızlığı) adlı eserinde ustalıklı yanıtlar verdi, önemli konuları açıkladı: Âlemin ezelîliği, ilahî bilgi gibi en çetin meselelerde keskin analizler, kutsal metinleri yorumlamanın incelikli kuralları ve “iki katmanlı hakikat” teorisi... Ayrıca filozoflar ile halk arasında bilgi farkları olduğunu bilerek zahirî anlam (halk için) ile batınî anlam (seçkinler için) ayrımını inşa etti. Elinizdeki eser Muhammed Yusuf Musa'nın kalemiyle, İbn Rüşd'ün felsefeyi dinin karşısına değil kalbine yerleştirme çabasını tüm yönleriyle gözler önüne seriyor. Onun Faslü'l-Makâl ve el-Keşf gibi temel eserleriyle vahyin akla, aklın vahye dost olduğunu belirtiyor. Peki, İbn Rüşd bu mücadelesini kazanabildi mi? Felsefeyi kurtardı mı, yoksa bir zürafadan bahsederken kullandığı “Berberî kralı” ifadesi yüzünden sürgüne mi gönderildi? Ne yazık ki tüm bu gayretiyle Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ'dan İbn Tufeyl'e uzanan uzlaşı geleneğinin zirvesine yerleşen İbn Rüşd, daha sonra saray hekimliği ile sürgün, parlak dönemler ile acı günler arasında dramatik bir yaşam sürdü. Endülüs'ün yanan kütüphanelerinden bugünün yankı odalarına uzanan bu entelektüel serüven, günümüzün kutuplaşmış dünyasında hâlâ yankılanan evrensel bir soruyu ele alıyor: Akıl ile inanç sulh yapabilir mi? İbn Rüşd'ün “tek hakikatin iki dili” vizyonu, farklı düşünce dünyalarını buluşturmak isteyenler için hâlâ bir yol haritası sunuyor. Akıl ile iman; din ile felsefe uzlaşısını arayan her zihin için vazgeçilmez bir kaynak.
Akıl ile vahiy düşman mıydı, yoksa tek hakikatin iki ifadesi mi? İmam Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-Felâsife (Filozofların Tutarsızlığı) adlı eseri, din ile felsefe arasında var olan uçurumu felsefe aleyhine daha da aşılmaz kıldı. Bu yüzden Endülüs'te kütüphaneler yakıldı, filozoflar “zındık” damgasıyla taşlandı, felsefe de son nefesini verdi. Bu ortamda, Kurtuba'nın başkadısı İbn Rüşd, felsefenin din karşıtı olmadığı, bizzat Kur'an tarafından emredilen bir hakikat arayışı olduğunu kanıtlamak için tarihin en cesur entelektüel mücadelesine girişti. Bunun için Gazzâlî'ye karşı yazdığı Tehâfütü't-Tehâfüt (Tutarsızlığın Tutarsızlığı) adlı eserinde ustalıklı yanıtlar verdi, önemli konuları açıkladı: Âlemin ezelîliği, ilahî bilgi gibi en çetin meselelerde keskin analizler, kutsal metinleri yorumlamanın incelikli kuralları ve “iki katmanlı hakikat” teorisi... Ayrıca filozoflar ile halk arasında bilgi farkları olduğunu bilerek zahirî anlam (halk için) ile batınî anlam (seçkinler için) ayrımını inşa etti. Elinizdeki eser Muhammed Yusuf Musa'nın kalemiyle, İbn Rüşd'ün felsefeyi dinin karşısına değil kalbine yerleştirme çabasını tüm yönleriyle gözler önüne seriyor. Onun Faslü'l-Makâl ve el-Keşf gibi temel eserleriyle vahyin akla, aklın vahye dost olduğunu belirtiyor. Peki, İbn Rüşd bu mücadelesini kazanabildi mi? Felsefeyi kurtardı mı, yoksa bir zürafadan bahsederken kullandığı “Berberî kralı” ifadesi yüzünden sürgüne mi gönderildi? Ne yazık ki tüm bu gayretiyle Kindî, Fârâbî ve İbn Sînâ'dan İbn Tufeyl'e uzanan uzlaşı geleneğinin zirvesine yerleşen İbn Rüşd, daha sonra saray hekimliği ile sürgün, parlak dönemler ile acı günler arasında dramatik bir yaşam sürdü. Endülüs'ün yanan kütüphanelerinden bugünün yankı odalarına uzanan bu entelektüel serüven, günümüzün kutuplaşmış dünyasında hâlâ yankılanan evrensel bir soruyu ele alıyor: Akıl ile inanç sulh yapabilir mi? İbn Rüşd'ün “tek hakikatin iki dili” vizyonu, farklı düşünce dünyalarını buluşturmak isteyenler için hâlâ bir yol haritası sunuyor. Akıl ile iman; din ile felsefe uzlaşısını arayan her zihin için vazgeçilmez bir kaynak.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.