#smrgKİTABEVİ Feminist İslamofobi - 2025
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786255536839
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
113
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
131,25
Havale/EFT ile:
128,63
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199254848
642302
https://www.simurgkitabevi.com/feminist-islamofobi-2025
Feminist İslamofobi - 2025 #smrgKİTABEVİ
131.25
Bu eser, kökeni çok eskiye dayanan ancak 2000'li yıllardan itibaren küresel çapta ivme kazanan İslamofobi olgusunu, özellikle feminist söylem ile kurduğu bağ kritize edilerek incelemektedir. Çalışmanın temel iddiası, kadın hakları savunusu olarak ortaya çıkan feminizm ideolojisinin ironik bir şekilde, Müslüman kadınların maruz kaldığı ayrımcılığa ve ötekileştirmeye destek veren, hatta İslamofobiyi besleyen bir “Feminist İslamofobi” söylemine dönüştüğüdür. Eser, İslamofobi'yi tarihsel kökenleri (Haçlı Seferleri, Oryantalizm, 11 Eylül sonrası dönem) ve bireysel, toplumsal, yapısal, küresel etkileriyle birlikte ele almaktadır.
Müslümanların önyargı, ayrımcılık ve şiddete maruz kaldığı, bir kurgu değil, bir gerçekliktir. Eserde bu gerçekliğe dair somut veriler paylaşılmaktadır.
Müslümanlara yönelik olumsuz algının temelinde, özellikle Batı medyası tarafından yayılan ve İslam'ı “korku dini” olarak resmeden, Müslüman erkeği “fanatik,” Müslüman kadını ise “baskılanmış” olarak gösteren steryotipler yatmaktadır. Müslüman kadın, İslamofobinin en büyük mağduru olmasına rağmen, feminist aktörlerin kadın hakları savunusu adı altında kasıtlı veya kasıtsız olarak bu İslamofobik söylemi beslediği görülmektedir. Bu söylem, eleştirileri tek yönlü tutarak Müslüman kadınların diğer hak ihlallerini görmezden gelmektedir.
Kitap, feminist söylem ile İslamofobi arasındaki bu karmaşık ilişkinin aktörlerini, iddialarını ve Müslüman kadının bu çifte mağduriyet karşısındaki durumunu detaylıca incelemektedir
Müslümanların önyargı, ayrımcılık ve şiddete maruz kaldığı, bir kurgu değil, bir gerçekliktir. Eserde bu gerçekliğe dair somut veriler paylaşılmaktadır.
Müslümanlara yönelik olumsuz algının temelinde, özellikle Batı medyası tarafından yayılan ve İslam'ı “korku dini” olarak resmeden, Müslüman erkeği “fanatik,” Müslüman kadını ise “baskılanmış” olarak gösteren steryotipler yatmaktadır. Müslüman kadın, İslamofobinin en büyük mağduru olmasına rağmen, feminist aktörlerin kadın hakları savunusu adı altında kasıtlı veya kasıtsız olarak bu İslamofobik söylemi beslediği görülmektedir. Bu söylem, eleştirileri tek yönlü tutarak Müslüman kadınların diğer hak ihlallerini görmezden gelmektedir.
Kitap, feminist söylem ile İslamofobi arasındaki bu karmaşık ilişkinin aktörlerini, iddialarını ve Müslüman kadının bu çifte mağduriyet karşısındaki durumunu detaylıca incelemektedir
Bu eser, kökeni çok eskiye dayanan ancak 2000'li yıllardan itibaren küresel çapta ivme kazanan İslamofobi olgusunu, özellikle feminist söylem ile kurduğu bağ kritize edilerek incelemektedir. Çalışmanın temel iddiası, kadın hakları savunusu olarak ortaya çıkan feminizm ideolojisinin ironik bir şekilde, Müslüman kadınların maruz kaldığı ayrımcılığa ve ötekileştirmeye destek veren, hatta İslamofobiyi besleyen bir “Feminist İslamofobi” söylemine dönüştüğüdür. Eser, İslamofobi'yi tarihsel kökenleri (Haçlı Seferleri, Oryantalizm, 11 Eylül sonrası dönem) ve bireysel, toplumsal, yapısal, küresel etkileriyle birlikte ele almaktadır.
Müslümanların önyargı, ayrımcılık ve şiddete maruz kaldığı, bir kurgu değil, bir gerçekliktir. Eserde bu gerçekliğe dair somut veriler paylaşılmaktadır.
Müslümanlara yönelik olumsuz algının temelinde, özellikle Batı medyası tarafından yayılan ve İslam'ı “korku dini” olarak resmeden, Müslüman erkeği “fanatik,” Müslüman kadını ise “baskılanmış” olarak gösteren steryotipler yatmaktadır. Müslüman kadın, İslamofobinin en büyük mağduru olmasına rağmen, feminist aktörlerin kadın hakları savunusu adı altında kasıtlı veya kasıtsız olarak bu İslamofobik söylemi beslediği görülmektedir. Bu söylem, eleştirileri tek yönlü tutarak Müslüman kadınların diğer hak ihlallerini görmezden gelmektedir.
Kitap, feminist söylem ile İslamofobi arasındaki bu karmaşık ilişkinin aktörlerini, iddialarını ve Müslüman kadının bu çifte mağduriyet karşısındaki durumunu detaylıca incelemektedir
Müslümanların önyargı, ayrımcılık ve şiddete maruz kaldığı, bir kurgu değil, bir gerçekliktir. Eserde bu gerçekliğe dair somut veriler paylaşılmaktadır.
Müslümanlara yönelik olumsuz algının temelinde, özellikle Batı medyası tarafından yayılan ve İslam'ı “korku dini” olarak resmeden, Müslüman erkeği “fanatik,” Müslüman kadını ise “baskılanmış” olarak gösteren steryotipler yatmaktadır. Müslüman kadın, İslamofobinin en büyük mağduru olmasına rağmen, feminist aktörlerin kadın hakları savunusu adı altında kasıtlı veya kasıtsız olarak bu İslamofobik söylemi beslediği görülmektedir. Bu söylem, eleştirileri tek yönlü tutarak Müslüman kadınların diğer hak ihlallerini görmezden gelmektedir.
Kitap, feminist söylem ile İslamofobi arasındaki bu karmaşık ilişkinin aktörlerini, iddialarını ve Müslüman kadının bu çifte mağduriyet karşısındaki durumunu detaylıca incelemektedir
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.